günler nasıl geçiyor anlamıyorum. şimdi bir baktım uzun bir tatile girmişim. bu da öylece geçip gidecek. ödev mödev yapmaya çalışacağım, yazılı soruları hazırlayacağım, üşüyeceğim filan. sonra çok değişik, acayip şeyler düşüneceğim. bana acayip değil de, birilerine söylesem, feci!
bu arada tatil iyi bir şey ya. bir sürü film izlerim. birikti kaldı elimde. buralara yazmayı hep unuttum, "yahut vakit olmadı". slumdog millionaire'i ve tanrı kent'i izlemiştik. brezilya'da ya da hindistan'da çocuk olmadığımıza dua etmiştik. BOMBON'u izlemiş çok ama çok sevmiştik. en çok da ben... hep o adamın yüzündeki gülümsemeyi hatırladığımı fark etmiştim. niye -miş'li geçmiş zamandayım, onu da bilmiyorum. bazen birilerinin sakarca hareketleri çok hoşuma gidiyor. kaç gün geçiyor ben hala gülümsüyorum. bu da, bir büyüme belirtisi galiba. sakarlar da küçük değil ya neyse. yani sakarlıkların büyütülecek bi tarafı yok, demek istiyorum. kendim için de, herkes için de..
Pazartesi, Kasım 23, 2009
Pazar, Kasım 22, 2009
insanlar sana bakıyor
Kurbanlar normal okurlara ne kadar az benzerse, ne kadar esmer, "kirli" ve göçmen tipliyse, uygulanan zulme duyulan öfke de o kadar azalır. (...)
Ölümcül yara almış bir hayvanın bakışı insanınkiyle karşılaştığı anda, pogromun* yapılıp yapılmayacağı da belli olur. Bu bakışı reddedişindeki zorlama inat -"sonuçta sadece bir hayvan"- insanlara uygulanan zulümlerde de karşı konulmaz biçimde ortaya çıkacaktır: Suçlular onun "sonuçta sadece bir hayvan" olduğunu tekrar tekrar kendilerine anımsatmak zorunda kalıyorlardır, çünkü bir hayvanın bile sonuçta sadece bir hayvan olduğuna tam olarak inanmıyorlardır aslında. Baskıcı toplumda, insan kavramının kendisi de tanrının suretinde yaratılmanın bir parodisidir. "Marazi dışa yansıtma" mekanizması, iktidardakilerin, insani olanı tam da farklı olandan kendilerine geri yansıtmak yerine, ancak kendi yansıtılmış imgelerini insan olarak algılamalarına yol açar. Öyleyse cinayet de bu sahte algının çılgınlığını daha da büyük bir çılgınlık yoluyla mantığa doğru çarpıtma çabasıdır, hep yinelenen bir çaba: İnsan olarak görülemeyen ama yine de insan olan, kıpırtılarıyla manik bakışı artık yalanlamasın diye, bir şey haline getirilmektedir.
T. W. ADORNO - Minima Moralia (sy.108)
*soykırım, katliam
Ölümcül yara almış bir hayvanın bakışı insanınkiyle karşılaştığı anda, pogromun* yapılıp yapılmayacağı da belli olur. Bu bakışı reddedişindeki zorlama inat -"sonuçta sadece bir hayvan"- insanlara uygulanan zulümlerde de karşı konulmaz biçimde ortaya çıkacaktır: Suçlular onun "sonuçta sadece bir hayvan" olduğunu tekrar tekrar kendilerine anımsatmak zorunda kalıyorlardır, çünkü bir hayvanın bile sonuçta sadece bir hayvan olduğuna tam olarak inanmıyorlardır aslında. Baskıcı toplumda, insan kavramının kendisi de tanrının suretinde yaratılmanın bir parodisidir. "Marazi dışa yansıtma" mekanizması, iktidardakilerin, insani olanı tam da farklı olandan kendilerine geri yansıtmak yerine, ancak kendi yansıtılmış imgelerini insan olarak algılamalarına yol açar. Öyleyse cinayet de bu sahte algının çılgınlığını daha da büyük bir çılgınlık yoluyla mantığa doğru çarpıtma çabasıdır, hep yinelenen bir çaba: İnsan olarak görülemeyen ama yine de insan olan, kıpırtılarıyla manik bakışı artık yalanlamasın diye, bir şey haline getirilmektedir.
T. W. ADORNO - Minima Moralia (sy.108)
*soykırım, katliam
not
"onlar gibi düşünmeye, onlar gibi yaşamaya, onlar gibi hissetmeye başlasanız da fark etmiyordu. bu sefer de böyle davrandığınız için sizi kınarlardı. onlar öyle insanlardı işte."
m. gorki (ekmeğimi kazanırken)
m. gorki (ekmeğimi kazanırken)
Perşembe, Kasım 12, 2009
yok
sanki hiç yoktun. hiç olmadın. ta eskiden beri böyleydi sanki...
neden seni hiç özlemiyorum? neden yokluğunu hissetmiyorum? neden aramıyorum seni?
tuhaf... bazen kendimi mi kandırıyorum, diyorum ama YOK. gerçek bu. bu işte!
iyi mi, kötü mü?
bilmiyorum.
neden seni hiç özlemiyorum? neden yokluğunu hissetmiyorum? neden aramıyorum seni?
tuhaf... bazen kendimi mi kandırıyorum, diyorum ama YOK. gerçek bu. bu işte!
iyi mi, kötü mü?
bilmiyorum.
Etiketler:
...,
ben,
can sıkıntısı
Cumartesi, Kasım 07, 2009
Perşembe, Kasım 05, 2009
binlerce
BİNLERCE
binlerce pazartesi geçti ömrümde
hangisiydi o çıkaramıyorum
bir kiraz yediğimi hatırlıyorum kurtluydu
demek oldukça eski
bir de saçmasapan şeyler
bir kızın dizaltını örneğin
bir adamın çirkin sigara içişini
nasıl yaşanıyor bu vesayetli dünyada
hangi çılgınlar nasıl dayanıyor buna
kimsenin soyunu sopunu bulmak görevim değil
kendi öykümü düzenlemek yetiyor bana
güzel bir öğle vakti
eski güzel bir akşamı hatırlayarak
sonra dopdolu şeyler
damacanalar gibi
içim kabarıyor
sonu olsun diyorum
neyin sonu ama
hiç değilse bu taş basamakların
TURGUT UYAR
binlerce pazartesi geçti ömrümde
hangisiydi o çıkaramıyorum
bir kiraz yediğimi hatırlıyorum kurtluydu
demek oldukça eski
bir de saçmasapan şeyler
bir kızın dizaltını örneğin
bir adamın çirkin sigara içişini
nasıl yaşanıyor bu vesayetli dünyada
hangi çılgınlar nasıl dayanıyor buna
kimsenin soyunu sopunu bulmak görevim değil
kendi öykümü düzenlemek yetiyor bana
güzel bir öğle vakti
eski güzel bir akşamı hatırlayarak
sonra dopdolu şeyler
damacanalar gibi
içim kabarıyor
sonu olsun diyorum
neyin sonu ama
hiç değilse bu taş basamakların
TURGUT UYAR
Etiketler:
turgut uyar,
türk edebiyatı,
şiir
Salı, Kasım 03, 2009
Pazartesi, Kasım 02, 2009
hatıra
"oo, kütü pati"
işte aklıma böyle şeyler geliyor sürekli ama ben artık bunların ne olduğunu, ne zaman olduğunu hiççç hatırlayamıyorum.
işte aklıma böyle şeyler geliyor sürekli ama ben artık bunların ne olduğunu, ne zaman olduğunu hiççç hatırlayamıyorum.
Etiketler:
...,
ben,
can sıkıntısı,
ve diğerleri
Cuma, Ekim 30, 2009
sosyoloji nedir?
bugün yıllardır yanıtını aradığım bir soruya nihayet yanıt buldum:
"... ne pazarın alanında, ne de devletinkinde yer almayan bir çok gerçekliğin olduğu görüldüğü için, bu gerçeklikler, bir telafi etme işi olarak, sosyoloji büyük ismini alan, geriye kalanların yer aldığı bir piyango torbasına konuldular."
wallerstein
"... ne pazarın alanında, ne de devletinkinde yer almayan bir çok gerçekliğin olduğu görüldüğü için, bu gerçeklikler, bir telafi etme işi olarak, sosyoloji büyük ismini alan, geriye kalanların yer aldığı bir piyango torbasına konuldular."
wallerstein
Etiketler:
sosyoloji,
ve diğerleri,
wallerstein
Perşembe, Ekim 29, 2009
Pazar, Ekim 25, 2009
Salı, Ekim 20, 2009
...
Pazar, Ekim 18, 2009
deyalog
-nazlıcımmm
-....
-nazaşkım bak yanlış anlama ama
-...
-anacım giderek enine veriyosun sen
-....
-şiştin iyice ayol!
-tıkır mıkır tıkır mıkır (parkelerde uzaklaşan pati sesleri)
-(yüksek sesle) nazlııııı! kızzzz, şişkoooo.. kime diyorum beenn?
not: nazlım'ın fotoğraflarını eklemeyi çok isterim. daha sonra inşallah.
-....
-nazaşkım bak yanlış anlama ama
-...
-anacım giderek enine veriyosun sen
-....
-şiştin iyice ayol!
-tıkır mıkır tıkır mıkır (parkelerde uzaklaşan pati sesleri)
-(yüksek sesle) nazlııııı! kızzzz, şişkoooo.. kime diyorum beenn?
not: nazlım'ın fotoğraflarını eklemeyi çok isterim. daha sonra inşallah.
Perşembe, Ekim 15, 2009
clink
hiç de kendimde değilim son zamanlarda. fakat beni benden alanın ne olduğunu da anlamış değilim. fenalıklar basıyor beni. sonra uyuyorum, uyuyorum, uyuyorum.
bu arada güzel bir kitap okumuştum. modiano'nun (kendisini ben de yeni tanıdım) BİR SİRK GEÇİYOR adlı romanı. rüya gibiydi. belki de ben hep uyumadan önce okuduğum içindir. tavsiye edeyim...
bu arada güzel bir kitap okumuştum. modiano'nun (kendisini ben de yeni tanıdım) BİR SİRK GEÇİYOR adlı romanı. rüya gibiydi. belki de ben hep uyumadan önce okuduğum içindir. tavsiye edeyim...
Etiketler:
...,
can sıkıntısı
Pazar, Ekim 11, 2009
halit refiğ

TEYZEM filmini de çok severim. daha bir çok filmini... ve halit refiğ'in büyük bir hayvansever olduğunu da unutmamak lazım.
resmin kaynağı: http://marmarakazim.blogspot.com/ (süper bi blogtur)
Etiketler:
...,
gurbet kuşları,
halit refiğ,
teyzem
Cumartesi, Ekim 10, 2009
mardin'de
.jpg)
penguen'in geçen sayılarından birinde metin üstündağ diyordu ki:
"mardin şehrinde görülen bütün rüyalar, olumlu ya da olumsuz mutlaka gerçek olur."
yukarıdaki fotoğrafı da ben çektim. o zamanlar cep telefonu teknolojisi bugünkü kadar gelişmemişti. burası nusaybin.. orada gördüğüm rüyaların en güzelleri gerçek oldu. maşallah bana, ve tabii mardin'e. güzel mardin!
Etiketler:
metin üstündağ,
penguen,
rüya
Salı, Ekim 06, 2009
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





